Birini seçersiniz, hayatınız değişir.
Birini seçmeye kalkarsınız, sizi baştan aşağı reddeder.
Çıkan fırsatlardır insanları ve hayatlarını değiştiren. Halbuki, insan istediklerini gerçekleştirmeyi başarınca ne kadar da bilinçli, mutlu ve sarsılmaz sanıyor kendini. Vurdumduymaz oluverirsiniz. Sadece dünya değil, bütün gezegenler sizin çevrenizde döner sanki. Heh, işte. O anda öyle bir cümle duyarsınız ki, ağzınızı açıp iki cümle kuramayacak kadar aciz olursunuz. Gözlerinizi açamazsınız. Sadece ama sadece sarılmak istersiniz. Koklamak ve sarılmaktan başka bir şeyi hissedemezsiniz. Gözyaşlarınızı tutamazsınız, lanet olsun.
Keşke. Keşke... Keşke... Ah keşke...
Acizlik, tembellik, bencillik ve üşengeçlik insan karakterine yakışmayacak şeyler. Ne var ki, insan seçimlerini aslında başkalarını izleyerek değil, kendini onlara uydurarak yapıyor, karakterini analize ediyor, onlara uymak için elinden geleni yapıyor, onlara layık olmak için elma değil de, muz yiyor. Elma sevdiğini unutmuş, muzu sevmeye başlamış. Bazıları da sadece "Bak sana muz getirdim" diyiverir, ağzından kaçırır. Arzularına hakim olamadan. Yok ya da olmak istemeden. Ah.. Ah.. Uzansak çimlere, gözlerimizi denize değil de, yıldızlara tuttursak bu sefer, nasıl da anlarız benliğimizi. Ne olduğumuzu... Nasıl olmak istediğimizi... Ama ne olacağımızı... Dostluk ve aşk beraber olamıyor maalesef. Galiba biz başardık.
Bir şeyleri başaramamaktan korkmayın. Terk edilmekten korkmayın. Terk edildiğinizde gireceğiniz, 'bunalım' diye bir de utanmadan karakterleştirdiğiniz o dönemden çekinmeyin. O an hatalarınızı, verdiğiniz boşa değerleri, zaman kayıpları bir anda görme şansınız oluyor. Onun haricinde o kadar acımasızsınız ki, yıldızları bile göremeyecek kadar körsünüz çünkü.
Çünkü hiçbir zaman acı çekmeden kendi acizliğinizi göremezsiniz. Keşkelerden de korkmayın, onlar sizin bencilliğiniz, tembelliğiniz, üşengeçliğiniz ve karaktersizliğinizi gösteren iki hecelik kalıp.
Siz bilirsiniz, daha da düşmemek için, çok fazla keşke demeyebilirsiniz. Deyince bir türlü ders alınmıyor. İçinizdeki sevgiye ve kalbe, biraz saygı gösterin. Kalbiniz attıkça o sevgiyi büyütürsünüz, sonra da gölgesinde kitap okumaya yola çıkabilirsiniz.
Üşenmeyin, kitap okuyun. İzin verin de, kendi mitolojiniz sizi uzaklara götürsün.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder